28 07 2011

Paylaşım

Etkileyici iki blog buldum ve paylaşmak istedim. (Uyarı: Erkekler için çok sert içerik.)
Sevgiler.

04 03 2011

SAVE OR CANCEL?

Bir süredir herhangi bir jpg üretmiyorum; zaten farkındasınız. Nadiren yazdığım yazılarımın da çokça tekrara kaydığını düşünüyorum. Son dönemde okuduğum birbirinden mide kaldırıcı haberin hangi biri hakkında buraya yorum yapmalıyım; bilmiyorum. Zaten yapsam dahi blogspot yasaklı olduğundan ötürü kaç kişi okur; ondan da emin değilim.
Gerçekten bu aralar aşırı yüklendiğime inanıyorum ve aynı zamanda başta kendime olmak üzere hepinize çok kızdığımı belirtmek istiyorum. Patlamak üzereyim. Çok üzgünüm fazla kişisel bir yazı olduğu için ama benden şimdilik bu kadar. Yakın zamanda döneceğimi umarım. Teşekkür ederim.

16 02 2011

Yine Yazı: Bir İlahiyatçı Yorumuna Yorum ve Tecavüzün Önlenmesi Konusunda Önerim

Sevgili Orhan Çeker,

Bu konuşmanı gayet insan psikolojisinden bihaber biri olmanla ilişkilendiriyorum. Bu ülkenin bütün kadınlarının kapalı giyindiği versiyonunda hiç tecavüz olmaz mı sanıyorsun? O çarşafın kapkara kıvrımının ve uçuşan köşesinin bazı erkeklerin bir anda boşalmasına yol açmayacağını mı düşünüyorsun? Yasakların insanların iştahlarını kabarttığını ne çabuk unutuyorsun.
Olay o göğüs/çarşaf kıvrımında değil, beyinlerin kıvrımında Orhan'cığım.

Benim naçizane önerim 18 yaşına gelen (öncelikle) tüm erkeklerin 6 aylık zorunlu seks kampına gönderilmesi. Yemek, içmek ve seks yapmaktan ibaret olan bu kampın sonunda tecavüz vakalarının tümüyle biteceğini düşünüyorum.

08 02 2011

Hayatınızın Kararlarını Kim Alıyor?

*Kürtaj karşıtı liderlerin %77'si erkek. Bu insanların %100'ü hayatları boyunca hamile kalmayacak.

ProtectChoice adlı ABD menşeli kadın ve transgender hakları ve eğitimi konusunda faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütünün kampanya posterlerinden biri olan bu çalışma aslında yalnızca kürtaj değil, bunun haricinde pek çok konuda da kadınlar hakkında alınan kararların erkeklerin ürünü olduğuna gönderme yapıyor bence. (Hatta ped reklamlarına kadar işin ucunu vardırabiliriz sanki...) Sitelerine göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

04 02 2011

Şovenist Erkek Neye Benzer? Hemen Örnekleyelim

Hıncal ULUÇ'un Defne Joy FOSTER hakkında 03.02.2011 tarihli Sabah gazetesinde kaleme aldığı yazıyı sanırım herkes okudu; beğenen beğendi, beğenmeyen beğenmedi. Okumayan varsa (ki eminim vardır) yazının benim gözüme takılan son kısmı bu:

"...Gönül ferman dinlemez tamam ama, 18 aylık bebeği olan evli genç kadın da, daha o gece tanıştığı erkeğin evine koşmaz..
Bunu bana kimse kabul ettiremez. Ben mahalle baskısından da korkmam. Kafamı kesseler düşündüğümü söylerim..
Defne boşanma kararı almış mı?. Mahkemeye baş vurmuş mu?. Evini ayırmış mı?. Ayrı mı yaşıyor eşinden, bebeğinden..
Bilmiyorum.. O konuda satır okumadım, ne öncesinde magazin sayfalarında. Ne de ölümü sonrası haberlerde ve yorumlarda..
Yani..
Ortada çok açık, çok seçik bir "İhanet" var.. Hem de aşk aldatması bile değil. Bir gecelik macera/ One night stand için, aldatılan bir koca ve unutulan bir bebek..
Ölmüş.. Allah rahmet eylesin..
Ama böyle bir insana, öldü diye saygı duymamı kimse benden beklemesin..
Kimse de, onu Azize ilan ederek, gençliğin önüne "Rol model" diye koymaya kalkmasın..
Defne Joy Foster'in ölüm sebebi bilinmiyor..
Astım hastasıymış. Fena halde sarhoşmuş. Bilinen o.. Alkol mü?. Son zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan, bir nevi doping, enerji içeceklerinin aşırı kullanılması mı?. Uyuşturucu mu?. 10 gün içinde Adli Tıp gerçeği açıklayacakmış.. Öğreneceğiz.
Ama benim görüşüm değişmeyecek.
Defne'nin ölümü tipik bir "Su testisi, su yolunda kırıldı" olayıdır!..."

Hıncal ULUÇ'un bu ölümün kendisi ya da Defne Joy FOSTER'ın kocası tarafından yaşanmış versiyonunda aynı yazıyı kaleme almayacağını ve kendisini ya da başka bir penis sahibi varlığı su testisi olarak sınıflandırmayacağını, hatta için için erkek adamın bu tip şeyler yapabileceğini, hoşgörmek gerektiğini, 18 aylık bebeği olan erkeğin -emindir ki- karısıyla çok renkli bir seks hayatı olmadığı için ne kadar aciz durumda olduğunu ve arada bir bu tip kaçamaklar yapmasının ne kadar yerinde bir davranış bile olabileceğini falan iddia edeceğini ben çok iyi biliyorum. Ayrıca yaşam tarzlarını onaylama mercii de Hıncal ULUÇ ya da herhangi bir vatandaş değil. Ben de bu kısa yorumla size Hıncal ULUÇ'un ne denli şovenist bir erkek örneği olduğunu hatırlatmak istedim sadece. Kendisini zaten hayat boyu sevmedim. Ne kadar haklı olduğumu bir kez daha kanıtlamış oldu.

21 01 2011

Kamu Yapısının Anlamı

Bunu buraya yazmak istedim, çünkü en fazla izleyicim burada. Önemsiz bir ayrıntı aslında, biliyorum ama çok kolay unut(tur)ulabiliyor. Birkaç gündür de konu gündemde zaten, çok yazılıp çizildi ama olsun, burada kayda girsin hiç olmazsa:
Tüm kamu yapıları (spor tesisleri, okullar, hastaneler, kültür tesisleri, belediye binaları, bakanlık binaları, TBMM, otoyollar, kaldırımlar, parklar, müzeler, Osmanlı Döneminden kalma saraylar, tren istasyonları, akaryakıt istasyonları, otobüs terminalleri, havaalanları, aklınıza daha ne gelirse) halka aittir. Hepsinin parası senin cebinden çıkmaktadır.

TiTiNeT'in kamu-özel ortaklık payına dayanan olumsuz bir eleştiri yapan olursa cevabım çok sert olur. Bilesiniz.

not: feysbuk'ta yokum. bilgi mahiyetine ekliyorum.

19 01 2011

Dört

Kaynağı zaten biliyorsunuz diye tahmin ediyorum. Buluşma bugün saat 14.10'da.

11 01 2011

Bir Fotoğraf Sergisi Hakkında

1986 doğumlu Fotoğrafçılık bölümü öğrencisi Ümit Karalar, kadına yönelik şiddeti konu alan ve ünlü kadınların yer aldığı ShedDeath adlı sponsorlu bir fotoğraf sergisi açmış. Konuyla ilgili bilgi ve kendisiyle yapılan söyleşi burada. Bana biraz reklam kokan hareketler gibi geldi; nedeni ise fotoğraf satışlarından elde edilecek gelirin "Kadınları Koruma Derneği"ne bağışlanacağını okuduktan sonra bu derneği internette araştırmam ve herhangi bir sonuca ulaşamamam oldu ama bilemem tabii. Yanılıyorumdur umarım.
George Costanza'nın The Human Fund'ına benzemesin de...
Edit: Radikal'den Pınar ÖĞÜNÇ'ün sergiyle ilgili bir yazısı da burada.

Bahçevan Geldi

Bu çalışma tüm 657 Devlet Memurları Kanunu mensuplarına gelsin.

09 01 2011

Bir Anekdot

I can remember speaking to a 12-year-old boy, a football player, and I asked him, I said, “How would you feel if, in front of all the players, your coach told you, you were playing like a girl?” Now, I expected him to say something like, “I’d be sad; I’d be mad; I’d be angry,” something like that. No, the boy said to me, the boy said to me, “It would destroy me.” And I said to myself, “God, if it would destroy him to be called a girl, what are we then teaching him about girls?”

12 yaşında bir çocukla konuştuğumu hatırlıyorum, futbol oynuyordu, ona şunu sordum: "Eğer diğer oyuncuların önünde koçun sana kız gibi oynadığını söylerse ne hissederdin?" Ondan "Üzülürdüm, kızardım." gibi bir cevap beklerken o "Mahvolurdum." dedi. Bunun üzerine kendime sordum: "Tanrım, eğer kız gibi diye nitelendirilmek onu mahvediyorsa, ona kızlar hakkında ne öğretiyoruz acaba?"

Kaynak: http://shakespearessister.blogspot.com/

08 01 2011

Üniversite, Porno ve Benzeri...

Bu mevzuyla ilgili içimden açıkçası hiç bir ahkam kesmek gelmiyordu. İyi de olmuş. Komünal İşkembe'den Shelbyl zaten yeterince güzel yazmış. Burada.

03 01 2011

İdiotlara Tiyatro Saati-II

Gün geçmiyor ki bir idiotik haberle daha karşılaşmayalım. Esra Erol zerzevatı(hani izdivaç programları yapan tip) hamile olduğunu canlı yayında açıklamış. Bu bayan zaten geçen yıl da canlı yayında evlenmişmiş. Cinsiyeti belirsiz cenine de çiko diye isim takmışlar. Bu zerzevat bunları bir de utanmadan bu şekilde söylüyor...
Bence kendisi canlı yayında anbean doğurmalı. Ama sezaryen kabul etmiyoruz. Normal doğum olacak. Ee, halk bunu istiyor Esra. Bu sorumluluğu taşıma görevi sana halk tarafından verildi. Onları en iyi biçimde bilinçlendirmen lazım. Arada aile planlamasından da bahsedersen programının reyting rekorları kıracağına eminim.

Not: Bu arada ilgilenen olursa bu tip zerzevat saçmalıkları daha fazla yorum yaparak kustuğum bir blog daha açtım.

26 12 2010

03 12 2010

Arama Anahtar Kelimeleri

Yıllık bilanço dökeyim: Mayıs-Aralık 2010 tarihleri arasında gugıl aramalarından nasıl bloguma yönlenmişler?
(Yalnızca birden fazla aramalar alınıyor sanırım bu anahtar kelime listesine.)
(Sonuncuyu okuyamadıysanız şöyle yazıyor: tulbanlı sevişn kadnlar)

Neyse; bu şekilde bile olsa birinin kafasında blogdaki ıvırzıvır yardımıyla soru işareti oluşturabiliyorsam şikayetim yok.

28 11 2010

(Yeni-)Malthusçuluk Akımı

Bugünkü Haydarpaşa yangını gündemi de, beni de fena sarstı. Bu konularda blogun asıl temasını bozmamak adına normalde pek yazmıyorum ama bu resmi sizinle paylaşmak istedim. Sanırım küresel ısınmaya ve diğer olaylara dair görüşlerimi bu resimle açıkça anlatabiliyorum:
* Dünyayı koru. İntihar et. diyor.

Resim bu blogdan. Resmin kapsadığı "Malthusçular" ile ilgili makalenin tümü bu linkte.
Thomas Robert Malthus Sanayi Devrimi öncesinde yaşamış ve Charles Darwin'i bile bazı görüşleriyle etkilemiş bir nüfus bilimcisi ve politika ekonomisti. (Verdiğim link İngilizce; çünkü Türkçe link maalesef oldukça yetersiz.) Savunduğu tez özetle insan nüfusunun artış hızının insanların yaşam kaynaklarının (yani tarımsal üretimin) artış hızıyla orantılı olmadığına dayanıyor. Tezin detaylı anlatımı burada (Malthusçu felaket).
Malthusçu akım Sanayi Devrimi'yle çürütülmüş tabii. Ardından nüfus kontrolünün sağlanması için doğum kontrol yöntemlerinin ve kürtajın uygulanması gerektiğini öngören ve Malthusçu akımı Sanayi Devrimi sonrası koşullarına adapte eden Yeni-Malthusçuluk akımı ortaya çıkmış. Bakınız; bu linkte de Lenin'in Yeni-Malthusçuluk'u bayağı burjuva işi bulduğunu belirttiği 1913 tarihli makalesi mevcut.
Günümüzdeki Yeni-Malthusçuluk akımıyla ilgili yazılmış 4 parçadan oluşan eleştirel bir makale de buradan başlıyor. Kalan araştırmaları size bırakıyorum..

16 11 2010

Demokrasinin Şartları

Bana kalırsa toplumun büyük bir kesiminin bu listeyi kabullenmesi ve onlarla yaşamaya alışması bile bu ülkede demokrasiyi bayağı geliştirebilir.
Ha, yeter mi; onu bilmiyorum...

23 10 2010

Bir Alıntı

"Hepimiz vahşiye özlemle doluyuz. Bu özlemin kültürel olarak onaylanmış pek az panzehiri var. Bize bu tür bir arzudan utanç duymamız öğretildi. Uzattığımız saçlarımızı duygularımızı saklamak için kullandık. Ama Vahşi Kadın'ın gölgesi gündüz ve gecelerimiz boyunca pusuya yatmış bir halde hala varlığını sürdürmekte. Nerede olursak olalım, arkamızda tırıs giden bu gölge kesinlikle dört ayaklı."
Dr. Clarissa Pinkola Estés

21 10 2010

Bu da Ari Up İçin Gelsin...

Bu linkten ve bu linkten yardım alabilirsiniz.

Kadınlara Yönelik Şiddet Mevzuu

Güney Afrika'dan People Opposing Women Abuse(POWA) adlı sivil toplum kuruluşunun videosu. Sitesi de burada.

12 10 2010

Küfretmeyi Herkes Sever

Küfreden kadından hoşlanmayan gerizekalı amsalaklara ithafen...